Ve kuşlar sustular
Okur, YAZAR Home Message history random Theme
Next →
❝ 

Sen yoktun;
Terk edilmiş bir İstanbul vardı…
Yaslanmış gökyüzünün umarsızlığına,
Eylül rüzgarlarıyla sararan,
bayram kartpostallarına benzeyen.

Sen yoktun,
bir çocuk ağlardı istasyonlarda…
Geceyarıları uykumu bölerdi hıçkırıkları,
trenler geçerdi gözbebeklerimden,
Kirlenirdi bembeyaz umutlarım.

Sen yoktun,
yokluğunla kalkardı ada vapurları.
Gölgelerimiz gezinirdi ağaçlıklı yollarda,
kayalıklarda seslerimiz çınlardı…

Deniz seni sorardı bana;
Sen yoktun…
Tüm dünyayı değiştirebilirdim,
oysa aynalarda eskiyor yüzüm.
Ne yana baksam karşımda bir anı,
meğer İstanbul ne çok benziyormuş sana.

Sen yoktun,
omuzlarımda paramparça bir yürek,
göğüs kafesimde karmakarışık bir kafa;
Kıvranarak olayların burgacında…
Gezinirim sensizlikte, deliliğin sınırlarında.
Sen yoktun…

Sen yoktun,
Kanayan bir sevda vardı,
yeryüzü ıssızlığında.

— Ahmet Ümit-Yokluğunda Üşümek

❝ Konuşuyoruz desem konuşmuyoruz da.
Ayrı ayrı şeyler düşünüyoruz üstelik,
birbirimize bakarak.
Ne seviyoruz ne de sevmiyoruz birbirimizi.
Ne varız ne de yoğuz gerçekte.
İki lamba gibiyiz, iki ayrı yerinden
aydınlatan odayı.

— Edip Cansever

Anonim : Ben nors sedacim hayatımda çok güzel şeyler oluyor sınav sonucum gayet guzel ve biriyle birlikteyim ikimizde birbirimizi çok seviyoruz çok mutluyuz hayalimdeki kişiyi biliyorsun aynısı resmen karakteri kendi bana olan tutumu mükemmel bunu seninle paylaşmak istedim gerçekten kader. Biz yillardir birbirimizi beklemisiz ruh eşim adeta :D

Çok sevindim senin adına gerçekten. İnsan yıllardır beklediğini düşündüğü biriyle karşılaştığında eğer yıllardır beklediğinin o olduğundan eminse ve yıllar sonra da ondan başkasını beklemeyeceğine inanıyorsa vazgeçmemeli. Çünkü böyle insanlar hayatımıza çok az giriyor. Bazılarını hayatımız boyunca arasak da bulamıyoruz bir daha. Umarım daim olur. Umarım hayatın boyunca ondan başkasını aramazsın. Her şey güzel olsun Nörs.

Bazı şeylerin varlığı “batar”

Şu rahat batması sözünün doğruluğu üzerine düşünüyorum şu sıralar. İnsan; hayatında çoğu şey istediği gibi olsa da bir yerlerden cımbızla üzülecek şeyler çeken bir canlı sadece. Fazlası yok. Dünyanın en rahat koltuğunda bile olsa "neden daha yükseği olmasın ki" diyor, daha yükseğini bulsa daha az ışık alan tarafını… İnsan doymuyor.

İnsan rahat oldukça, rahat olması onu rahatsız ediyor. Neden kendimize bunu yapıyoruz, kendimizden ne istiyoruz bilmiyorum. 

Örneğin, sahip olmadığın şeyleri bir yana bırakıp sahip olduklarını saymaya çalışsan tümünü sayamazsın bile. Her bir kıyafetini ayrı ayrı sayman gerekir, her saç telini, tüm mutluluklarını hatta mutsuzluklarını bile ayrı ayrı… Ama hepimiz o kadar alışmışız ki "neyim var benim başkalarına baksana onlarda var bende yok" diyor, kestirip atıyoruz.

Oysa insanlara "ne istiyorsun" denildiğinde düşünmeden cevap veriyorlar. Cevaplar uzun ve kolay. Çünkü istenilen şeyler hayatımızda öyle küçük yerler kaplıyor ki. Bir araba? Vitrindeki bluz? Mavi saçlar…?

Kemoterapi gören birine sorduğunuzda ise sayacağı öyle az şey olur ki sizinkilere göre. Saç ve sağlık..

Veya görme engelli birine sorduğumuzda önceliklik isteği göz olur. Sadece göz. Güzel yada çirkin. Siyah yada mavi… Farketmez onun için.

Çünkü, insanlar nankörlerdir; en çok sahip olduklarına karşı…

Rahat batıyor diyorum ya, hepimize!

Anonim : Bana kitap önerir misin lakin yazarı yabancı olmalı. Bi de İngilizce kitap bulabileceğim bir yer biliyor musun?

Elbette, 

Dostoyevski-Beyaz Geceler, Dostoyevski-Yeraltından Notlar, Markus Zusak-Hiç Kimse Sıradan Değildir, John Green-Aynı Yıldızın Altında, John Katzenbach-Psiko Analist. 

İngilizce kitapları internetten online olarak alabilirsin hem istediğini almış olursun hem de bulman daha rahat olur.

Anonim : IYI KI DOGDUN SEDAAAA IYI KI DOGDUN SEDAAA MUTLU YILLAR MUTLU YILLAR RAY RA RAY RAY HAYATIM NİCE GÜZEL YILLAR DİLERİM BEN NÖRS:D BU ARADA SEN SORMADAN SOYLEYEYIM YGS GÜZEL GEÇTİ BAYA IYI HEMDE:D

Ah! Teşekkürler Nörs. 26’sı doğum günümdü fakat gerçekten çok mutlu ettin beni :) Sınavının güzel geçmesine çok sevindim, istediğin şeyler olacak yani iyi haberlerinin devamını bekliyorum merakla.

❝ 

Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hala,
sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik…
Ve o eksiği tamamlıyayım derken,
var olan aşınıyor azar azar zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

Anılarım kar topluyor inceden,
bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
Ama yine de unutuş değil bu,
sızlatıyor sensizliği tersine.
Senin kim olduğunu bile bilmezken…

Sevgiden caydığım yerde darıl bana.

— Metin Altıok-Sarıl Bana

Elleriniz…

Bayım, elleriniz buğulu. Elleriniz sıcak. Elleriniz,

ah o elleriniz…! Masum bir çocuğun bayramlık kıyafetlerine sarılarak uyuması gibi ellerinizdeki o mutluluk. Elleriniz, içimdeki gökyüzünü çıkartıyor benim

elleriniz içime uzanıyor bayım. Ta en içime, kalbime. Uzanıp kendinize dokunuyorsunuz aslında bayım. Elleriniz ellerimi tutuyor, ah bundan büyük güzellik mi var?!

Elleriniz ellerimde bayım. Ellerim ısınıyor. Nasıl tarif etsem, fırından yeni çıkan ekmeğe dokunmak gibi. Ekmek gibi elleriniz bayım. Sıcacık. 

Ellerimi bırakmayın bayım. Elleriniz ellerimde kalsın. Gitmeyin bayım

elleriniz açlığıma iyi geliyor. Ellerinizde bir şey var bayım

bembeyaz bir şey! Güzel şeyler olacak. 

Yeter ki 

elleriniz olsun.

Öperim o ellerden bayım, elleriniz ellerimde kalsın.

"O" insan!

Bir sorum olacak sana,

insan gözyaşlarıyla "günaydın" derse yastığına, 

yatmadan önce "iyi geceler" cümlelerini onun yerine gözyaşları söylerse…

Sahi, yastığı ona küser mi?

Gözyaşları yüzünü saçma izlerle doldurursa mesela.

Kalbi kadar renksiz olursa hayatı, 

gülüşleri hep gözyaşlarıyla bölünüyorsa örneğin.

Gülüşleri insana küser mi?

Bir el bekliyorken

rüzgar okşuyorsa güzel saçlarını.

Saçları… 

Onlar da küserler mi?

Ey büyük üstat! Bir sorum daha olacak sana;

insan kendine küser mi?

Kendi içinde kendini öldürüp 

içinde kendini gömebilir mi? Ve insan kendi cenazesinde

tek başına ağlayabilir mi? İnsan kendinin hem katili

hem de en  vefalı dostu olabilir 

mi?

Mümkün müdür bu?

❝ Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız;
o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.

— Albert Camus